Sınav Kağıdından Kartvizite
Birlikte düşünmek için bir soru: Gerçek Performans Nerede Saklı?
Eğitim sistemimiz bizi yıllarca tek bir şeye hazırlıyor: Doğru şıkkı bulmak. Ancak iş dünyasına adım attığımızda, hayatın çoktan seçmeli bir sınav olmadığını sert bir şekilde öğreniyoruz. Okul sıralarındaki “ölçme ve değerlendirme” mantığı ile iş hayatındaki “personel seçimi” ve “performans yönetimi” arasındaki o kopukluk hem bireyleri hem de kurumları yanlış sonuçlara sürüklüyor.
Test Çözen Çocuklardan Sorun Çözen Yetişkinlere
Okulda başarılı olmak için müfredatı ezberlemek ve hıza odaklanmak yeterli olabiliyor. Ancak modern iş dünyası artık “ne bildiğinizi” değil, “bildiğinizle ne yapabildiğinizi” sorguluyor.
- Okul sistemi tek tip zekayı (çoğunlukla analitik ve sözel) ödüllendirirken;
- İş hayatı yılmazlık (duygusal dayanıklılık), duygusal zekâ, kendine liderlik, iletişim ve iş birliği gibi ölçülmesi zor ama fark yaratan yetkinlikleri arıyor.
Eğer personel seçiminde sadece adayın mezun olduğu okula veya diploma notuna bakıyorsak, tıpkı eğitim sisteminin yaptığı hatayı tekrarlıyor; insanın çok boyutlu potansiyelini bir sınav kağıdına indirgiyoruz demektir.
İşe Alımda “İrade” ve “Potansiyel” Ölçülebilir mi?
Bir adayın sınavda yüksek puan alması, onun kriz anında direksiyonu sıkı tutacağını ya da sisli bir yolda (belirsizlikte) sakin kalabileceğini garanti etmez. Bugün kurumsal dünyada en çok ihtiyaç duyduğumuz çalışan tipi, “en iyi test çözen” değil, “kontrol alanını bilip, etki alanını genişletebilen” öz-liderlerdir.
İş dünyasındaki liderlere ve İK profesyonellerine şu soruyu sormalıyız: Adaylarınızın teknik bilgisini ölçerken, bir yandan da diğer kritik yetkinliklerini değerlendiriyor musunuz? Mesela yılmazlık kaslarını nasıl test ediyorsunuz?
- Hatalarından ne öğrendiğini soruyor musunuz?
- Belirsizlikle (o meşhur sisli yolla) karşılaştığında bir sonraki adımını nasıl attığını merak ediyor musunuz?
Hayatın Adaletine İş Yerinde Katkı Sağlamak
Eğitim sisteminin tek tipleştirici etkisinden şikâyet edip, işe alım süreçlerinde aynı kalıpları kullanmak büyük bir çelişkidir. Eğer hayatın sınavdan büyük olduğuna inanıyorsak, iş hayatındaki “başarı” tanımımızı da güncellememiz gerekir.
Gerçek performans; sadece hedeflere ulaşmak değil, o hedeflere giderken gösterilen irade, öğrenme iştahı ve kendine liderlik edebilme becerisidir. Bir personelin değeri, masasına bıraktığı raporlardan çok, belirsizlik anında sergilediği duruşla, sorunlarla ve kendisiyle olan dahil her türlü paydaşla olan ilişkisinin sağlığıyla belirlenir.
Gelin, hem okulda hem işte “insanı” rakamların ötesinde değerlendirmeye başlayalım. Çünkü ancak o zaman, sistemin kusurlarını katlamak yerine, gerçek potansiyelin önünü açan liderler olabiliriz.
🌿Kendin Olmanın Güveni ve Liderliğiyle,
Ebru Ardıç🌿
