ÖFKEM Düşmanım mı?
Birlikte düşünmek için sorular:
- Öfke kötü müdür?
- Öfkemi kontrol etmeli miyim?
- Kontrol etmek onun ortaya çıkmasını engellemek midir?
- Öfkem benim düşmanım mıdır? Kendini gösterdiğinde onu bastırmalı, geçiştirmeli veya görmezden mi gelmeliyim?
- O yokmuş gibi yaşamaya devam edebilir miyim?
Her şeyden önce biliyoruz ki bir şeyi kontrol etmek istiyorsak, önce onu anlamamız gerekir.
Bu da bizi “Öfke nedir?” sorusuna getirir:
Öfke bir duygu. Bize hoş hissettirenler gurubunda olmasa da; insana bahşedilmiş en güçlü, harekete geçirme potansiyeli en yüksek olanlarından biri.
Öfkenin Mesajı
“Bir sorun var.” “Sınırlarını koru, kendine ve yaşamına sahip çık, tehdidi uzaklaştır, gerekeni yap”.
Öfke varsa ortada mutlaka bizi rahatsız eden bir konu vardır. Öfke de “Sorunu çözmek için bir şeyler yap alarmı”dır.
Yani asıl konu öfkenin kendisi değil, ortadaki sorundur. Öfke sadece bir “Mesajcıdır”. Hani bizim kültürümüzde elçiye zeval olmuyordu? O zaman öfkeyi neden hedef haline getiriyoruz. Hırsız alarmı çaldığında, hırsıza değil alarma mı kızıyoruz, ya da yangın için yangın alarmını mı suçluyoruz? Sorun çıkardığı için söker ya da seslerini kısar mıyız?
Asıl Mesele
Öfkemizi düşman ilan ediyoruz çünkü “Tetiklediği Davranışlarımızın Sonuçlarını” sevmiyoruz.
Yani mesele öfkenin kendisi değil, verdiği mesajla ne yaptığımız ya da yapmadığımız.
Yoksa Öfke kendi başına ele alındığında temiz, masum, hatta değerli bir yardımcımız.
Önemli olan alarmın mesajını doğru anlayıp, hırsıza ya da yangına hakkıyla müdahale etmekte.
Peki Öfkemi Nasıl Yönetebilirim?
Öfkeyi hakkıyla yönetebilmek için iki aşama ve üç önemli gelişim alanı ortaya çıkıyor.
Mesajı Anlama Aşaması
- İçe Bakma Becerisi
Sorunu Çözme Aşaması
- Öz Denetim Becerileri
- İletişim Becerileri
1. İçe Bakma Becerisi
Öfkemin getirdiği mesajı iyi anlarsam, yapmam gerekenleri de anlarım.
“Kahretsin yine sakin kalamadım, çok öfkelendim” değil!
- Buna neden öfkelendim?
- Beni rahatsız eden şey tam olarak neydi?
- Niye bu kadar çok öfkelendim?
- Beklentim neydi? Neyin değişmesini istiyorum?
- Ne olsaydı harika olurdu? Burada görünenin ardındaki sorunum ne?
- Neye ihtiyacım var?
Doğru sorular, çözüme yönlendirir. Bu aşama kişinin öz farkındalığı, duygu okuryazarlığı, kendine yakınlığı, özünü görebilme cesareti ölçeğinde verimlidir.
Sebepleri hakkıyla analiz ettiysem, ikinci aşamaya geçebilirim.
2. Öz Denetim
Yangını söndürürken sağduyuyu koruyabilmek.
İşte bu aşama öfke kontrolü literatürünün neredeyse tamamını oluşturuyor.
Gevşeme egzersizleri, nefes teknikleri, bir süre için ortamı terk etmek, kendini ifade etmeyi ertelemek gibi birçok teknik öneriliyor… Amaç öfkenin tetikleyebileceği kontrolsüz davranışları sergilememek için kendimizi dizginlemek.
3. Kendini ifade, yani “iletişim becerileri”
İletişim becerilerinin en önemli unsurlarından birisi negatif durumlarda kendini sağlıklı ifade edebilmektir. Bu kısım da aynen mesajı anlama fazı gibi daha az vurgulanmıştır. İletişimle ilgili literatürü taradığınızda kendine hakkıyla yer bulamadığını görürsünüz.
Hal böyle olunca öfke yönetimi konusu, daha çok öz denetim ayağına sıkıştırılmış kalıyor. Öfkelendiğimizde kendimizi yeterince kontrol edebilirsek sorun kalmayacak gibi hissediyoruz. O zaman da öfke ortaya çıksa bile görevini yerine getiremiyor. Karşılanmamış ihtiyacımızı işaret ediyor ama bize gösteremiyor. Çözüm için bizi harekete geçiremiyor, kendimizi ifade etmemizi sağlayamıyor. Onun enerjisi boşa gidiyor. Bizim enerjimiz de sadece onu bastırmaya harcanıyor.
Sözün Özü: Öfkemize düşman muamelesi yapmaktan vazgeçip, onun sağlıklı bir mekanizmanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabullenelim.
Sorun vardı ki öfkelendik. Tutun ki öfkeyi istemiyorduk bastırdık; “sorun” da “öfke” de yok mu olacak? Gerçekten mi? Bir sonraki tetiklenmede büyüyerek karşımıza çıkmayacaklar mı?
Ömrünüz boyunca bir daha hiç öfkelenmemek için size bir mavi hap teklif ediyorum desem, alıp yutar mıydınız?
Sakın 🙂 …
Öfkenize sahip çıkın…
🌿 Kendin Olmanın Güveni ve Liderliğiyle,
Ebru Ardıç 🌿
Not : Yazının başından sonuna elbette ortalama bir insanın öfkeye bakışıyla, öfke kontrolünden bahsediyorum. Öfkemiz bizi şiddete sürükleyen, kendimize veya başkalarına zarar verdiren bir boyutta ise hiç beklemeyelim. Psikiyatristler, Uzman Klinik Psikologlar bize yardım etmek için yıllar süren bir eğitim aldılar, bizim için oradalar.
