Şu Kuşaklar Meselesi
Birlikte düşünmek için bir soru : Kuşakları Nasıl Anlamalıyız?



2010’lu yıllarının başlarında iş çevrelerinde kuşaklar meselesi gitgide daha bilinir olmaya başlamıştı. Dönemin konu ile ilgili eğitim başlıkları “Y Kuşağını Anlamak” temalıydı. Çünkü iş yaşamını X kuşağı ile halen Bebek Patlaması/Baby Boomers denilen kuşak domine ediyordu. Ve bu iki kuşak için de o dönem iş hayatında yerini yeni yeni almaya başlayan Y kuşağını anlamak zorlu bir işti.
Türk İstatistik kurumunun bahsettiğim günlerin atmosferini anlamaya yardımcı bir tablosu var. Buyurun Türkiye’de İşgücünün 1990, 2000, 2010 yıllarında kuşaklara göre yüzdesel dağılımı.

Bir 10 yıl daha geçti. Şimdilerde X kuşağının çoğunluk olduğu günler geride kalmış, Y kuşağının zamanı yaşanırken (Y’ler 2016’dan bu yana dünyada en yüksek nüfusa sahip olan kuşak), şimdi de Z kuşağı varlığını göstermeye başlıyor. Bugün doğal olarak kurumsal eğitimler Y kuşağını hedefliyor. İçerikler Y’ler için X ile geçinmeye ve Z’yi anlamaya dönük olmaya evirildi. Bu arada Z kuşağından sonra ne gelecek diye soranlara cevap; sanırım “Alfa kuşağı”. Alfa ismi Avustralya’da uygulanan ulusal bir anketin sonucunda belirlenmiş gibi duruyor. Ne kadar kabul görüp yaygınlaşacağını birlikte göreceğiz.
Şu kuşakların kimler olduğunu bir özetleyelim mi?
Kuşak adı / Doğum yılı / Yaşı
- Sessiz Kuşak 1923 – 1945 Şu anda 75 – 97 yaşında
- Bebek Patlaması 1946 – 1964 Şu anda 56 – 74 yaşında
- X Kuşağı 1965 – 1979 Şu anda 41 – 55 yaşında
- Y Kuşağı 1980 – 1999 Şu anda 19 – 40 yaşında
- Z Kuşağı 2000 – 2020 Şu anda 0 – 20 yaşında
- Alfa Kuşağı 2010 ve sonrası Şu anda max 10 yaşında
2018’de Morgan Stanley’in yaptığı bir araştırmaya göre 2019 yılında, nüfusun %32’sini Z kuşağı oluşturacaktı. Z’ler henüz iş hayatına yeni giriş yapıyor olsa da çoktandır bir tüketici / bir müşteri olarak hesaba katılmaya başladı bile. Z kuşağı teknolojinin içine doğmuş bir kuşak olmanın özelliklerini taşıyor.
Kuşaklarla ilgili bu kavramların nereden çıktıklarını anlamak, bu bilgilerin hayatımıza nasıl değer katabileceğini bize daha rahat gösterebilir.
Öncelikle kuşaklar meselesi daha çok sosyolojik bir kavram. Hepimiz eşsiziz. Benzersiz bir genomla bize özel mizaç, yetenek ve beceri potansiyeli ile dünyaya geliyoruz. Bununla birlikte içine doğduğumuz ve yaşadığımız ekosistem doğarken yanımızda getirdiklerimizin hepsini etkiliyor. Hepimiz doğuştan getirdiklerimiz yani mayamız ile ekosistemimizin bize verdiği şeklin toplamıyız. Bu mekanizmayı açıklamada Psikoloji ve Sosyoloji disiplinleri birlikte çalışıyor.
Peki ekosistemden ne kastediyorum? Hadi bir örnekten gidelim. Sessiz Kuşağın ismi neden Sessiz Kuşak dersiniz? Döneminde dünyada neler olduğuna bir bakalım. Dünya savaşının hemen ardından doğmuş, anne babalarının taze savaş hafızasıyla ve “Herkes kendini kurtarır, olan yine sana olur” öğüdüyle büyütülmüş, ekonomik zorluklar dolayısıyla ailelerin çocuk yapmaktan vazgeçtiği, önceki döneme göre çok daha az çocuk dünyaya getirdiği, savaş sonrası yokluk, kıtlık ve ekonomik buhran günlerini hatta 2. Dünya savaşını yaşamış bir kuşak başka nasıl olabilirse bu kuşak da öyle olmuş. Türkiye tarihine bakarsak bunlar cumhuriyet kuşağı da diyebileceğimiz büyükanne ve büyükbabalarımız.
Onlar 2. Dünya savaşı sonrası tüm dünyadaki nüfus patlaması döneminde doğan Baby Boomers denen kuşağın ve hatta X kuşağının ebeveynleri. Hemen ardından gelen bebek patlaması çocukları da yine çok özel bir tarihin evlatları.
Malcolm Gladwell “Outliers – Çizginin Dışındakiler” kitabında insanın hayattaki duruşunu, başarısını ve kimliğini etkileyen faktörleri, gerçek hayat hikayelerinin detaylarıyla çook güzel anlatır. Hiçbirimizin geri kalan faktörler halen önemini korusa da kuşaklara özgü fırsatlar ve sınırlamalardan kaçamayacağımızın çarpıcı örneklerini verir.
Peki Ekosistemi kabaca neler etkiler?
- Tüm dünyayı aynı zamanda ve aynı şekilde etkileyen makro ekonomik şartlar, Örn: İşsizlik, iş bolluğu, doğal afetler, ekonomik buhranlar veya bolluk dönemleri
- Bu şartlar ile kaç yaşında iken yüz yüze kalındığı
- Ebeveynlerin kuşağı ve dönemin geçerli çocuk yetiştirme eğilimleri
- Yaşadığı dönemin toplum ve değerler yapısı
Benzer etkilere maruz kalmış kuşaklar elbette ortak özellikler gösterecektir. Bu da bize insanların ve toplumların eğilimlerini, seçimlerini, davranışlarını anlamada yardımcı olacak birtakım kalıplar ortaya çıkarır. Bu genel kalıplar bizim birtakım öngörüler yapmamıza yardımcı olacaktır. Kuşaklara göre tüketici davranışlarından, çalışanların bir işyerinden beklentilerine, teknoloji kullanım alışkanlıklarından, çalışma ve üretme platformlarının şekline kadar pek çok konuda bize yön gösterir.
Bununla birlikte aldığımız etkilerin farkı ile birlikte evet kuşaklar arasında ciddi farklılıklar olduğu doğrudur. Fark demek çatışma potansiyeli demektir. İnsanoğlunun varlığından bu yana hayatının bir parçası olan “Kuşak Çatışması” doğal olarak bugün de mevcuttur. Ama önemli bir değişiklikle! Fark değişim hızıyla orantılıyken ve dünyanın değişimin ivmesi git gide katlanıyorken, kuşaklar da birbirinden gitgide uzaklaşma potansiyeli taşıyor. Biraz durup mevcut çatışma potansiyelini bir düşünün.
Bu işin doğal olarak tek yöne doğru akan bir tarafı var. Zaman gibi değişim de sadece ileriye doğru. Yeni kuşaklar doğduklarından beri eski kuşağın karakteristiklerini tanıyor (neden o karakteristiğin gelişmiş olduğunu kapsamlı olarak anlamasa da) ve onunla nasıl ilişki kurabileceğini biliyor. Ancak eski kuşaklar, yeniler belli bir yaşa gelip özgün bireyler olarak kendilerini ortaya koymaya başlamadan önce kendilerini tam olarak neyin beklediğini anlamakta güçlük çekebiliyorlar. Çünkü zaman, hayat, koşullar yani değişim durmaksızın mesai yapıyor.
“Kuşakları” anlamanın en önemli katkılarından birisi, birbirimizi daha çok anlamaya ve farklılıklarımızın doğallığını kabullenmeye götürmesidir. Hepimiz doğarken eşsizdik. Bu demektir ki aynı kuşaktan olanlar da birbirinin kopyası olamaz. Üstüne farklı bir ortamda yaşadık, yetiştirildik, etkilendik, büyüdük. Dünyayı farklı yorumlamamızdan daha doğal ne olabilir ki. Öncelikli “değerler setimiz” farklı, alışkanlıklarımız, beklentilerimiz, davranışlarımız birbirine benzemiyor. Ancak güzel olan birşey var ki; dünya hepimizin varlığıyla güzel, hepimize birden ihtiyacı var.
Asıl mesele; “diyalogda”, “karşılıklı anlayışta” ve “orta yolu bulmada” iyi bir sınav verebilmekte.
Kim hangi kuşakmış diye bakıp yorumlarken, insanları sadece doğum tarihine bağlı bir kategoriye indirgemeyen bir yaklaşımı sahiplenmek, çok ama çok önemli. Yoksa insanı şekillendirenin sadece çevresel etkiler olduğu kısıtlı inancına sıkışmış oluruz. Başka bir deyişle, sırf aynı yıl doğdukları için;
- Peru’da bir doktorun çocuğu ile
- Alaska’da bir postacının evladını ya da
- Fransız bir müzisyenin yetiştirdiği biri ile
- Ortadoğu’da sıcak savaşı yaşayan bir bireyi,
- Dışadönük bir mizaçla sosyal birini ya da
- Sessizlikten ve yalnız kalmaktan beslenen sanatçı ruhlu bir yaşıtını,
aynı kuşaktan olduğu için aynı şekilde değerlendirmenin yüzeyselliğini fark edelim.
Gelmiş geçmiş milyarlarca insanın parmak izi birbirinden farklıydı. Bununla birlikte çevresel şartlarımız ve kişisel farklılıklarımız ne olursa olsun, her dönemde “Temel İhtiyaçlarımız Aynı”.
Dünyanın tüm farklarımızla tek tek hepimize ve birlik bilincine ihtiyacı var.
Bunu da insan olmanın bizi birleştirdiği “Ortak Evrensel İhtiyaçlara” tutunarak yapabiliriz.
Evet evet gerçekten yapabiliriz…
🌿 Kendin Olmanın Güveni ve Liderliğiyle,
Ebru Ardıç 🌿
Görsel NotebookLM ile oluşturulmuştur
