1 Ağustos 2026

Yetişkin Öğrenmesi


Birlikte düşünmek için bir soru : Yetişkinler Nasıl Öğrenir?


“Merak” bozulmamış insan doğasının önemli bir parçası. İlerlemenin kaynağı. İnsanoğlunun en kıymetli hazinesi. Sorgulamak, soru sormak, cevap aramak merakın ürünleri. Tüm çocuklar doğal olarak bilim adamı. Doğuştan gelen merak, bebeklikte sonra çocuklukta beceri gelişiminin ana motivasyonu. Çocuk eğitimi ile ilgili güvenilir kaynakların çoğu özünde söylediği : Ne yapın edin, çocuğun doğuştan getirdiği merak duygusunu koruyun. Diyojen’in Büyük İskender’e “Gölge etme, başka ihsan istemem” demesi gibi en büyük başarımız ona zarar vermemeyi becerebilmek. En başarılı eğitim sistemine sahip olan ülkelerin yöntemlerindeki temel anlayış farklarından biri.         

Peki bizde bu hep böyle mi? Eğitim sistemleriyle ön sıralara gelmeyi henüz başaramamış bizim gibi pek çok ülkede olduğu gibi, doğuştan gelen merak duygusu zaman içinde, pozitif olmayan tecrübelerle baskılanır. Soru sormanın bozgunculuk gibi algılandığı kültürel yapılar bunu destekler. Sonuçta toplu faaliyetlerde katılımcı olmak yerine izleyici kalmanın daha “Güvenli” olduğuna dair bir “Öğrenilmiş Çaresizlik” durumu ortaya çıkar.   

Yetişkin eğitimleri için, kritik faktörlerinden biri, “Merak duygusunu” tahrik etmek, bir diğeri katılımın önündeki engelleri yıkmak için “Psikolojik Güvenlik Ortamı” yaratmaktır. Eğlenmenin, öğrenme üstündeki rolüne dair görüşlerime “Eğlenmeye Hakkını Teslim Etmek” başlıklı makalede yer vermiştim. ….linkinden ulaşabilirsiniz. 

Doğru eğitmen konu için merak uyandırmayı becerendir. Eğitim Sandığının, ancak içine girenlerin görebileceği hazinelerinin, azar azar dışarı sızmasını kontrol edendir. Eğitimin mücevherlerini katılımcılarla; yerinde, tadında ve güçlü bir etki ile buluşturandır. Neyi neden anlattığını, neyin neden önemli ve neyle ilgili olduğunu, neyin ne sonuç getirip neyin neyi götürdüğünü anlamlı bir bütünlükle, akıcı, anlaşılır ve ilgi çekici şekilde anlatmayı becerendir. Eğitim akışını bu bilinç ve deneyimle kurgularken, içine deneyim katandır.

Eğitmenin bilgi düzeyinin derinliğine rağmen, pratikte bilgiye takılı kalınmış ve deneyimletmenin hakkı yenmiş olduğunda, sonucun etkinliği yara alır. “İyi bilmek” ile “İyi aktarabilmek” ayrı kavramlardır.      

Gelelim “Psikolojik Güvenlik Ortamına”. Tüm katılımcıların haklarını koruyan “Eğitim Kuralları” oluşturmak önemlidir. Eğitimen bunları ortaya koymada rehberlik eder. Herkesin başkalarına saygılı bir şekilde, kendilerini oldukları gibi ifade edebilmelerinin güvenli olduğu bir platform yaratır. Soru sormak, eğitime katkıda bulunmak, katılmak yüreklendirilir. 

Peki ama “Katılım” neden önemli? Görsel ve işitsel eğitim konusunda uzman olan 1900-1985 arasında yaşamış, Amerikalı bir eğitim teknoloğu olan Edgar Dale’in 1946 yılında yayınladığı kitabında bahsi geçen Deneyim Piramidini duymuşsunuzdur. İsmi zamanla öğrenme piramidine dönüşüp, orjinalinde hiç olmayan yüzdelerle de süslenerek, yıllardır bu kadar çok yerde referans verilmiş nadir kaynaklardan biridir. Temel olarak; öğrenmenin karmaşık ve soyuttan, basit ve somuta gittikçe, izleyici olmaktan, katılımcı olmaya ilerledikçe, az duyu organının aktif olmasından, çok olana doğru yöneldikçe arttığını söyler.

Özetle öğrenme deneyimi; basitçe açıklanamayacak kadar karmaşık ve sosyal bir olgudur. Öğrenme ve bilginin kalıcı hale gelmesinin bilişsel, psikolojik, sosyal ve duygusal pek çok katmanı vardır. Motivasyon ve dikkatin öğrenme üzerindeki etkisini, bütünleşik çoklu öğrenme modellerini nasıl yapılandıracağımızı düşünmemizi gerektirir.

Bunların batı biliminin eğitim psikolojisi bölümünün, son yüzyıldaki bulgularının ürünü olduğunu düşünüyorsanız, biraz durun derim. Şaşırmanın vaktidir. Bundan yaklaşık 2500 yıl önce uzak doğuda yaşamış Filozof, Eğitimci ve Yazar Konfüçyus işin özünü ne kadar net özetlemiş. “Okudum, unuttum; gördüm, hatırladım, yaptım, öğrendim”.

Işık yine doğudan yükselmiş…

🌿 Kendin Olmanın Güveni ve Liderliğiyle,
Ebru Ardıç 🌿


Görsel NotebookLM ile oluşturulmuştur